AYRILIK KAYGISI

AYRILIK KAYGISI
User Rating: 0 (0 votes)

Çocuğunuzdan bağımsız olarak yapmanız gereken bir işiniz var ancak ne yaparsanız yapın çocuğunuz yanından ayrılmanıza izin vermiyor.


Ayrıldığınızda da büyük bir endişeye ve kaygıya kapılıp ağlarken etrafındakilerle iletişim kurmayı da reddediyor. Bu durum hangi noktaya kadar normal olarak adlandırılabilir? İşler çıkmaza girmeden neler yapılabilir?

Öncelikle bu durumun oldukça alışıldık olduğunu belirtmek gerekiyor. Bir bebek doğumdan itibaren hem ruhsal hem de fiziksel olarak anneye bağımlıdır. Ancak bu bağımlılık durumu zamanla kendini bağlılığa ve nihayetinde de bağımsızlığa bırakır. İngiliz psikolog, psikiyatr, psikanalist John Bowlby bu alanda öncü çalışmalar gerçekleştirmiştir. Bowlby ’ın geliştirdiği bağlanma teorisine göre bu süreçleri şöyle açıklayabiliriz,

Birinci evre (Doğumdan 8. Haftaya kadar)

Bağlanma annenin bebeğin temel ihtiyaçlarını gidermesiyle kurulmaya başlar. Gülme, bebeğin çıkardığı seslere karşılık verme ve göz teması kurma da anneyle bebeğin bağlılığını güçlendirir. (Burada bahsettiğimiz anne biyolojik değil teknik annedir. Yani bebeğin bakımını gerçekleştiren, ihtiyaçlarını karşılayan kimsedir. Bu kimse çocuğun babası, bakıcı yahut bir aile yakını da olabilir.) Henüz bu süreçte bir iletişim dili geliştirmeye bebek genellikle açken ağlarken artık anneden ayrıldığı anda da ağlayacaktır.

İkinci evre (8. haftadan 10. aya kadar)

Bu süreçte bebek yalnız anneyle değil başka kimselerle sosyal ilişkiler kurmaya, başka kimselere de bağlanmaya başlar. Anneden kısa süreli ayrılma bebeğin ihtiyaçları karşılandığı sürece sorun çıkartmaz.

Üçüncü evre(6. aydan yetişkinliğe kadar)

Bu evre belirgin bağlanma evresi olarak adlandırılır. Kimi çocuklarda 3. Aydan itibaren görülebilen bir evreyken genellikle 6.ayda başlar. Çocuk anneden ayrıldığında sıkıntı, kaygı ve endişe belirtileri gösterir. Ancak anneyle buluşmasında çocuk genellikle ağlamayı kestiği gibi anneye her zamankinden daha büyük bir fiziki yakınlık gösterir. Annenin yanında olduğuna ve onu tekrar bırakmayacağına dair bir güvence arayışı içindedir.

Bebeğin ilk yaşından itibaren psikososyal görevi güvenmeyi öğrenmektir. Bu güven duygusunun temelleri de anneyle kurulan ilişkiyle başlar. Özellikle çocuğun hayatındaki ilk 2 yıl bu güven duygusunun kurulması için çok önemlidir. Çocuğu bu süreçte mümkün olduğunca anneden ayrılmaması birçok psikoloji ekolü tarafından üzerinde hem fikir olunan bir noktadır. Anneden ayrıldığı zaman çocuğun girdiği ruh hali psikolojide “ayrılma anksiyetesi” olarak adlandırılır. Çocukta ayrılma anksiyetesi üzerine önemli çalışmalarda bulunmuş olan Bowlby bu durumun sevgi objesini kaybetmiş olmanın verdiği depresyondan doğduğunu söyler.

Çocuklarda görülme oranı %4 olan ayrılma anksiyetesi kız ve erkek çocuklarını aynı oranda etkilese de kız çocuklarında görülme sıklığı daha yüksektir. Ayrılmama anksiyetesi yaşayan çocuk bağlandığı kişiden ayrıldığında büyük bir kaygı duyar. Bu kişinin devamlı nerede olduğunu, ne yaptığını ve ne zaman geri döneceğini bilmek ister. Karın ağrısı, mide bulnatısı, baş ağrısı gibi belirtiler nadir de olsa görülebilmektedir. Ayrılma anksiyetesi yaşayan çocuk bağlandığı kişiden ayrı kaldığı zamanlarda tekrar bir araya gelme hayalleri kurar.

Ne yapabilirsiniz?

Çocuğunuzun ilk 2 yaşında yanından mümkün olduğunca ayrılmamanız çok önemli.

Çocuğunuzun yanından ayrılmadan önce mutlaka nereye gideceğinizi ne zaman döneceğini ona açıkça anlatın. Böylelikle siz gittikten sonra kendisine sorup cevabını bulamayacağı soru sayısı azalacaktır.

Çocukta zaman kavramının gelişmemiş olduğunu unutmayın. Yalnızca 5e kadar saymayı bilen bir çocuğa 5 dakika sonra geleceğim demek onun için tahmin edilemeyecek büyüklükte bir zaman dilimi gibi anlaşılıp yıkıcı olabilir. Bunun yerine çocuğunuzun ritm duygusunu kullanabilirsiniz “bu şarkı bitene kadar işim bitmiş olacak” gibi.  Yahut çocuğa algılayabileceği bir şemayla da durumu ifade edebilirsiniz. “Çizgi film bitmeden dönmüş olacağım. Anneannen ayrılmadan önce dönmüş olacağım.” İfadeleri çocuğunuz için daha anlaşılır olacaktır.

Çocuğuna yatak odasına girme yasağı koyan ailelerin çocuklarında ayrılık anksiyetesi ve beraberinde gelen kâbus görme vakaları daha sık görülmekte. Çocuğunuza hazır olana dek onu yalnız bırakmayacağınızı, yalnız uyumak istediğinde de dilediğinde size seslenebileceğini, yanınızda yatabileceğini söyleyebilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun yalnız yatmasını engelleyen rahatsızlıkları hakkında bir araştırma da yapmak yerinde olacaktır. Odanın karanlık olması, odasına gelen yabancı sesler, soğuk vs.

Çocuğunuzla elinizden geldiğince kurmaya çalıştığınız sağlıklı iletişim de çocuğunuzun kaygılarını yenmesine yardımcı olmuyorsa mutlaka bir uzmana danışmalısınız. Ayrılma anksiyetesi çocuğun gelişimini ve davranışlarını etkileyebilecek önemli bir sıkıntı olmasına rağmen, maalesefçocuklarının ayrılma anksiyetesi yaşadığını düşünen ailelerin yalnızca %5-8 kadarı çocuk psikiyatrisi kliniklerine müracaat ediyorlar.

 

By Ezgi
Merhaba! Ben Ezgi! Çocuklarda düşünce gelişimi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Türkiye, Fransa ve Belçika’da sanat atölyeleri, çocuk gelişim merkezleri ve kültür vakıflarında asistan, eğitmen, danışman ve atölye lideri olarak görev aldım. 6 aydan 13 yaşa kadar olan çocuklarla oyun, sanat, bilim, kültür, felsefe ve yemek pişirme atölyeleri düzenledim. Ulusal ve uluslararası kültür, sanat, edebiyat ve sosyal bilimler dergilerinde yazarlık, çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük görevlerinde bulundum. Şu anda profesyonel hayatımı reklamcı olarak sürdürüyorum. Çocuklarla ve büyüklerle yaptığım çalışmaları ise birbirine çok benzetiyorum çünkü ikisinde de adeta dünyayı yeni baştan yaratıyoruz! Bu blogda edindiğim tecrübeleri paylaşarak sizlere yeni fikirler vermeye çalışacağım. Yazdıklarımın bir çocuk gelişimcisi, pedagog,tıp uzmanı yahut anaokulu öğretmeninden ziyade bir çocuk felsefecisinin çocukta düşünce gelişime dair hayat ve oyun fikirleri olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Herhangi bir kimseye faydası olması dileğiyle, Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>