BEDENİN SANA AİT!

BEDENİN SANA AİT!
User Rating: 5 (2 votes)

Cinsel istismar ve tacize karşı sessiz kalmamak gerekliliği bir kimseye ancak çocukluğunda öğretilebilir. Çünkü toplum reklam panoları, gürültülü müzikler ve sonsuz kalabalıklarla bizi yalnızca suskunluğa itiyor.

Çocuğunuzu bu nazik konuda bilgilendirmek istiyorsunuz ama nasıl yapacağınızı bilemiyorsunuz. O halde gelin bir bilene soralım.

Doçent Dr. Ayten Erdoğan’ın girişimiyle başlatılan, çocuklara yönelik cinsel istismar ve tacize karşı oluşturulmuş “Beni Koruyun” inisiyatifi çocukta cinsiyet ve cinsellik bilincini uyandırmak için çok büyük bir adım oluşturuyor.

Bu inisiyatifin çocuklar için deklarasyonuysa şu şekilde. Önce kendinize sonra ulaşabildiğiniz tüm çocuklara okuyun derim.

İyi dokunma, kötü dokunma, gizli dokunma: Bedenin sana ait!

Öncelikle, kimlerin sana dokunabileceğine, öpebileceğine ve sarılabileceğine senin karar verme ve “hayır” deme hakkın olduğunu asla unutma!

Birisi sana uygunsuz biçimde dokunduğunda:

Hayır” de ve o kişiye yaptığından hoşlanmadığını, dokunmasını istemediğini söyle.

Hızla o kişiden uzaklaş. Hoşlanmadığın bir şekilde sana dokunan kişiden kaç. Bir daha bu kişiyle asla yalnız kalma.

Yardım iste. Çığlık atabilirsin.

Kendine inan. Sen yanlış birşey yapmadın.

Birisi sana uygunsuz bir şekilde dokunursa, olan biteni güvendiğin birine anlat.Tehditlerin seni korkutmasına ve sessiz kalmana neden olmasına izin verme.

Birisi sana dokunur ve bunu aranızda sır olarak saklamanızı isterse kendine şu soruyu sor: “Bu sırrı saklamak beni rahatsız ediyor mu?” Seni rahatsız eden hiçbir sırrı saklama. Anne-babana, bir akrabana, öğretmenine, doktoruna ya da güvendiğin başka bir yetişkine durumu anlat. Anlattığın kişi sana inanmazsa, güvendiğin bir başka kişiyle konuş, birisi sana inanıp yardım edene kadar vazgeçme.

Tehdit veya tacizde bulunan kişiden uzak durmak için elinden geleni yap. Kendini rahatsız veya güvensiz hissetmene neden olacak biçimde sana dokunan kişi ile yalnız kalma.

İyi dokunma

Sevdiğin kişilerin sarılması ve öpmesi güzel birşeydir. Örneğin:

Uyandığında annenin sana sarılması ve öpmesi.

Babanın iyi geceler dilmek için sarılması ve öpmesi.

Anneanne ve büyükbabanın ziyarete geldiklerinde herkesin birbirini kucaklaması ve öpmesi.

Kötü dokunma

Kendini rahatsız hissetmene neden olan dokunmalar genellikle kötü dokunmalardır. Birisi sana istemediğin bir şekilde dokunduğunda bunu gizlemek zorunda değilsin. Kendinin kötü olduğunu düşünme. Kötü olan sen değil, sana kötü bir şekilde dokunan kişidir. Bedenin sana aittir. Sen istemiyorsan kimse sana dokunamamalıdır. Kötü dokunmanın ne olduğunu bilmek ister misin?

Canını acıtan dokunma kötü dokunmadır.

Dokunulmasını istemediğin halde sana dokunulursa bu kötü bir dokunmadır.

Dokunan kişi kendini rahatsız hissetmene neden oluyorsa, bu kötü bir dokunmadır.

Dokunma senin korkutuyor ve sinirlendiriyorsa, bu kötü bir dokunmadır.

Birisi seni kendisine dokunmaya zorluyorsa bu kötü bir dokunmadır.

Dokunan kişi bunu hiç kimseye söylememeni istiyorsa, bu kötü bir dokunmadır.

Dokunan kişi bunu başkasına söylersen sana bir zarar vereceği tehdidinde bulunuyorsa bu kötü bir dokunmadır.

Maalesef bazı yetişkinler onlara duyduğun güveni kötüye kullanabilirler. Yanlış yapan sen değil, istemediğin bir biçimde sana dokunan kişidir. Cinsel taciz daha büyük, daha yaşlı, daha güçlü kişilerin işlediği bir suçtur. Kendini suçlama ve kimsenin de seni suçlamasına izin verme.

By Ezgi
Merhaba! Ben Ezgi! Çocuklarda düşünce gelişimi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Türkiye, Fransa ve Belçika’da sanat atölyeleri, çocuk gelişim merkezleri ve kültür vakıflarında asistan, eğitmen, danışman ve atölye lideri olarak görev aldım. 6 aydan 13 yaşa kadar olan çocuklarla oyun, sanat, bilim, kültür, felsefe ve yemek pişirme atölyeleri düzenledim. Ulusal ve uluslararası kültür, sanat, edebiyat ve sosyal bilimler dergilerinde yazarlık, çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük görevlerinde bulundum. Şu anda profesyonel hayatımı reklamcı olarak sürdürüyorum. Çocuklarla ve büyüklerle yaptığım çalışmaları ise birbirine çok benzetiyorum çünkü ikisinde de adeta dünyayı yeni baştan yaratıyoruz! Bu blogda edindiğim tecrübeleri paylaşarak sizlere yeni fikirler vermeye çalışacağım. Yazdıklarımın bir çocuk gelişimcisi, pedagog,tıp uzmanı yahut anaokulu öğretmeninden ziyade bir çocuk felsefecisinin çocukta düşünce gelişime dair hayat ve oyun fikirleri olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Herhangi bir kimseye faydası olması dileğiyle, Sevgiler.

10 Comments

  1. Şule Tomkinson  /  27 Aralık 2011, 13:34 Reply

    Çok güzel bir yazı. Özellikle çocukların anlayabileceği biçimde dile getirmeni çok beğendim Ezgi. Ebeveynlerin bu konuda çocuklarını yeteri kadar bilgilendirdiklerini düşünmüyorum. Dilerim daha dikkatli olurlar.

  2. Ezgi  /  28 Aralık 2011, 01:25 Reply

    Şule’ciğim yorumun için çok teşekkürler. Senin ilgini çekmek ve beğenini sağlamak bir doğru yol göstergesi benim için:)

  3. Nilgün Sofuoğlu  /  21 Ocak 2013, 21:44 Reply

    Yazınız için teşekkürler, malesef biz toplum olarak çocukları sıkıştırmaya öpmeye bayılan bir toplumuz ve malesef çocuklarımız kimlerin ilgisine karşılıp verip kimin ilgisini karşılıksız bırakması gereceğini kestiremiyor.Yanaşmayan çocuga “huysuz,suatsız,yabani” yakıştırmalarında bulunuyorler. Bende üç yaşındaki oğluma kimsenin seni zorla sarılıp öpmesine izin verme ve oradan hızla uzaklaş ve çığlık at diyorum sizin sözleriniz gibi,varsın çocuğum yabanı,suratsız olarak nitelendirilsin,tehlikesini anlayamayacağımız cinsel istismarlardan daha iyidir.
    Bu yazıyı tüm arkadaşlarımla paylaşacağım.

    Tekrar teşekkürler

  4. pelin uçar  /  24 Ocak 2013, 16:36 Reply

    tek kelimeyle muhteşeem bir yazı..

  5. Ezgi  /  25 Ocak 2013, 10:08 Reply

    Merhaba Nilgün Hanım,

    Yazının sizler için faydalı olmasına çok sevindim gerçekten. Bahsettiğiniz sorun maalesef pek çok ailenin yaşadığı bir sıkıntı. Akdeniz, Anadolu insanı olarak sıcakkanlı davranırken çocuğumuza kendisini korumayı öğretmemiz toplumun gelenekleriyle çelişebiliyor, dengeyi tutturmak zorlaşabiliyor.

    Yorumlarınızı, önerilerinizi, deneyimlerinizi bekliyoruz her zaman.

    Sevgiler.

  6. Ezgi  /  25 Ocak 2013, 10:08 Reply

    Merhaba Pelin Hanım,

    Yazıdan faydalanamanıza çok sevindim. Olumlu ve olumsuz her türlü önerinizi bekliyoruz.

    Sevgiler, selamlar.

  7. tülin  /  07 Şubat 2013, 15:15 Reply

    Yazınızı çok beğendim paylaşımınız için teşekkürler.Nilgün hanımın yazdıklarına katılıyorum

  8. Ezgi  /  10 Şubat 2013, 00:20 Reply

    Sevgili Tülin,
    Yazıdan faydalanmanız gerçekten beni çok mutlu etti. Nazik yorumunuz için çok teşekkürler.

  9. esma  /  25 Mayıs 2014, 03:22 Reply

    iyi günler. ben okul öncesi öğretmenliği okuyorum. 3-6 yaş grubu için bu konu hakkında bi etkinlik hazırlamak istiyorum. bu konu da bi fikir verebilir misiniz acaba? yaş grubu küçük olduğu için korkutmak istemiyorum. iyi dokunma, kötü dokunmayı ele alıcam fakat internette pek de uygun resimler bulamadım. Şimdiden teşekkür ediyorum. paylaşım için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

    • Ezgi  /  29 Ekim 2014, 23:25 Reply

      Merhaba Esma Hanım,

      Yazıları okumaya ayırdığınız vakit ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu konuda bir psikolog veya bir meslektaşınız daha sağlıklı bir yönlendirme yapabilir. Böyle nazik bir konuda hatalı bilgi vermek istemem. Ben sadece anne-baba-öğretmenlere yeni fikirler verecek konular açıyorum bir felsefeci olarak. Eğer sorunuza cevap bulursanız ve bizimle de paylaşmak isterseniz buradan yayınlayabilirim seve seve.

      iyi çalışmalar, sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>