ÇOCUĞUNUZA KAYBETMEYİ ÖĞRETİN

ÇOCUĞUNUZA KAYBETMEYİ ÖĞRETİN
User Rating: 4.9 (3 votes)

Kaybetmeyi bize kimse öğretmiyor. Tüm hüznümüz ondan dünyaya!

Sınavlardan/yarışlardan/karşılaşmalardan önce çocuğunuzu çalıştırıyor musunuz yahut çalışmaya teşvik ediyor musunuz? Daha yüksek not alması/kazanması için mi?Çocuğunuz bir sınavından yüksek not alırsa/bir yarışı kazanırsa/bir karşılaşmadan galip çıkarsa onu tebrik ediyor musunuz? Peki, başarısızlığa uğrarsa tavrınız ne oluyor? Daha fazla çalışmalıydın deyip çıkışıyor musunuz hafiften? Yoksa “hoşgörü” gösterip daha fazla çalışırsan bir daha ki sefere kazanabilirsin deyip içine umut ve şevk mi aşılıyorsunuz? Çocuğunuz ne yapıyor? Daha fazla çalışmaya, daha fazla kazanmaya, daha az hata yapmaya, daha az kaybetmeye güdülenerek mi yaşıyor geri kalan hayatını?

Nasıl geçti hayatınız, nasıl geçiyor? Daha iyi okulları kazanmak için hep daha fazla çalıştınız değil mi? Sınavlardan hep en yüksek notu mu almayı hedeflediniz yoksa? Daha iyi bir iş için daha çok araştırma yaptınız mı mesela? Daha büyük bir evde oturmak için mi çalışıyorsunuz? Daha iyi bir araba almaya uğraşıyor musunuz peki? İçinde daha az oturacağınız o büyük evi, direksiyona daha az geçeceğiniz o daha güzel arabayı aldıktan sonra daha büyüğü ve daha güzeli için daha çok çalışmaya devam mı ediyorsunuz? Yoksa kutsal hedefleriniz mi var? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz için daha iyi bir hayat mı düşlüyorsunuz?

İyi bir insan mısınız yoksa siz? Kötü,başarısız,zor günlerinde sevdiklerinize destek mi veriyorsunuz, hoşgörü mü gösteriyorsunuz? Başarısızlığa uğradığınızda/kötü bir şey yaptığınızda/zor zamanlar geldiğinde depresyona girip, hüzünlenip, uzaklara mı bakıyorsunuz? Sonra sevdikleriniz de tıpkı sizin onlara yaptığınız gibi hoşgörü gösterip size destek mi veriyorlar? Sonra hatalarınızdan dersler çıkararak durumu düzeltmek için hemen toparlanıyor daha çok çalışarak hayatınızı toparlıyorsunuz değil mi?

Korkmayın. Her şey normal. Dünya dönüyor. Kazanmaya odaklı bir hayatınız var. Motivasyonunuz yüksek. Hep kazanacaksınız. Talih sizden yana olacak. Korkmayın. Ömrünüz böyle sürüp gidecek.

Ama ben başka bir şeyden bahsetmek isterim.

Sahi, bir spor takımını destekliyor musunuz? Hangisini? Kazanacağını düşündüğünüzü, kazanacağına yürekten inandığınızı mı?

Çok başka, çok yabancı bir hikaye anlatacağım size.İspanya’da bir çocuk futbol takımı olan Margatania’nın hikayesini.

Oynadıkları hiç bir maçı kazanamayan, attıkları 1 gole karşılık 271 gol yiyen bir takım Margatania! Kusurlu, başarısız, hatalı olduklarını düşünmeyen bir takım. Birbirimize daha fazla pas vermeliydik diyorlar sadece.

“Peki, kaybedince nasıl hissediyorsunuz” diye sorulunca bakın takımdan Marti ne diyor:

“Gol atamadığımızda üzülmüyoruz, çünkü eğleniyoruz!”

Evet, kaybettiğimizde değil! Çünkü onlar kaybetmiyorlar! Sonra devam ediyor “Ne de olsa büyüyünce atarız!”

Çocuklara hep kazanmayı, daha çok çalışmayı, Marti’nin deyimiyle gol atmayı kim öğretiyor?

Christina Sanchez’in yapımcılığını, Roger Gomez ve Dani Resines’in yönetmenliklerini üstlendikleri L’equip Petit/The Little Team’i izlediğinizde belki de kaybetmeyi hiç öğrenmediğimizi fark edeceksiniz. Oysa okullarda, evlerde, sokaklarda kazanmak kadar kaybetmek öğretilse bize dünya daha arzulanır bir yer olurdu. Ne dersiniz?

Kaybetmeyi bize kimse öğretmiyor, tüm hüznümüz ondan.

 

By Ezgi
Merhaba! Ben Ezgi! Çocuklarda düşünce gelişimi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Türkiye, Fransa ve Belçika’da sanat atölyeleri, çocuk gelişim merkezleri ve kültür vakıflarında asistan, eğitmen, danışman ve atölye lideri olarak görev aldım. 6 aydan 13 yaşa kadar olan çocuklarla oyun, sanat, bilim, kültür, felsefe ve yemek pişirme atölyeleri düzenledim. Ulusal ve uluslararası kültür, sanat, edebiyat ve sosyal bilimler dergilerinde yazarlık, çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük görevlerinde bulundum. Şu anda profesyonel hayatımı reklamcı olarak sürdürüyorum. Çocuklarla ve büyüklerle yaptığım çalışmaları ise birbirine çok benzetiyorum çünkü ikisinde de adeta dünyayı yeni baştan yaratıyoruz! Bu blogda edindiğim tecrübeleri paylaşarak sizlere yeni fikirler vermeye çalışacağım. Yazdıklarımın bir çocuk gelişimcisi, pedagog,tıp uzmanı yahut anaokulu öğretmeninden ziyade bir çocuk felsefecisinin çocukta düşünce gelişime dair hayat ve oyun fikirleri olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Herhangi bir kimseye faydası olması dileğiyle, Sevgiler.

4 Comments

  1. sibel Mollaoğlu  /  02 Ocak 2012, 10:32 Reply

    Felsefecilerin seslerini duymazdan, kendilerini görmezden gelen hatta onlara yokmuş gibi davranan bir ülkeye böyle güzel bir sayfa açtığınız için öncelikle sizi tebrik ediyorum.Sesinizi duymaya devam edeceğim biri 7 biri 1 ocak itibariyle bir yaşına giren iki kız çocuğu annesiyim bu sitenin müdavimi olmaya adayım, teşekkürler.

  2. Ezgi  /  02 Ocak 2012, 12:05 Reply

    Sibel Hanım,

    Güzel mesajınız beni nasıl sevindirdi bir bilseniz… Sizlere faydam dokunma ihtimali bile beni çok heyecanlandırıyor. Güzel çocuklarınız için elimden geldiğince özenli içerikler geliştireceğim.

    Sevgiler.

  3. Sibel  /  08 Eylül 2012, 22:04 Reply

    Sevgili Ezgi,
    Ocaktan beri sana yazmamışım.Şunu bilmeni isterim ki Günce,İdil ve ben hemen hemen her gün senin paylaşımlarınla bilgileniyoruz,eğleniyoruz hele müzikler müthiş olduğunu söleyebiliriz. Sen ve bu harika siten bizim bir arkadaşımız gibi bunları bilmeni istedim ve sana uzun zamandır yazmadığım için oradan bize bakmak nasıl bilmiyorum ama burdan ben bu siteye her girişimde yalnız olmadığımı hissediyorum. Bu ruh halinin beni mutlu ettiğini seninle paylaşmak istedim iyi ki varsın teşekkürler.
    Not: sen dilini kullandım,izin verdiğinizi umarak.

  4. Ezgi  /  09 Eylül 2012, 15:30 Reply

    Sevgili Sibel,

    O kadar sevindim ki bu güzel yoruma. Blogu güzel çocuklarınızla birlikte takip ettiğinizi, yeni yazıları fark ettiğinizi görüyorum ve o kadar seviniyorum ki. “Sibel Mollaoğlu” ismi hayatımda bu blogu tutmak için bana direnç veren bir hayali kahraman:) Çünkü biliyorum ki çok içten ama çok iddiasızca yazılan bu yazılar en azından size ulaşıyor ve belki de küçük ve yeni fikirler veriyor.

    İsmimle hitap etmenize çok sevindim. (ben de bu içtenlikten cesaret alarak sen diyeceğim bir dahaki sefere)

    Pazartesi sizler için güzel bir şarkı seçeceğim o halde:)

    Küçüklere sevgiler.

    Ezgi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>