ÇOCUK VE DEMOKRASİ

ÇOCUK VE DEMOKRASİ
User Rating: 4.9 (2 votes)

Soğuk ölümü gözardı edersek, insan yaşamının en demokratik varlığıdır çocuk.

Çocuk ve demokrasi incelemesinde öncelikle çocuğu ele almalıyız. Çünkü her şey insan içindir ve çocuk bir insandır! Çocukların önemsenmediği, hayatlarına değer verilmediği çağlar artık çok çok gerilerde kalmıştır. Günümüzde çocuk insanlığın üzerine titrediği çok değerli bir varlıktır artık. Çocuk sağlığı, çocuk eğitimi ,çocuk psikolojisi, çocuk edebiyatı , çocuk hakları , çocuk oyunları gibi bir çok konu herkes tarafından oldukça ciddiye alınmaktadır.

Dünya çapında gerçekleştirilen organizasyonlar çocuğa verilen değerin ıspatını ortaya koymaktadır. Bu kadar göz önünde olan çocuk hakkında tüm insanların yeterli bilgi birikimine sahip olduklarını kabul etmek çok zor. Hala dünyanın birçok yerinde çocuklar açlıktan ölmekte, eline silah verilip savaştırılmaktadır. Türkiye’mizde de çocuklarla ilgili, çözüm bekleyen birçok yaşamsal sorun vardır. Çocuklar için kırsal alanlarda eğitim, şehirlerde uygunsuz şartlarda çalışma hayatı büyük sorunlar oluşturmaktadır. Eskiden oyunu bırakıp sokaktan eve gelemeyen çocuklara sokak çocuğu denirdi. Masumane bir küfür çıkmasın çocuğun ağzından, evin annesi hemen uyarırdı;” sokak çocuğu gibi küfretme bir daha”.Yani eskiden sokak çocukluğu mecaz bir  anlam taşıyordu. Oysa günümüzde sokak çocukları kanlı canlı bir biçimde var. Gerçekler. Sokaklarda yaşıyorlar. Bizim çocuklarımız bunlar. Kapkaç yapıyorlar, adam bıçaklıyorlar. Bu çocuklar soğuk ve karanlık gecelerde, açlık ve yalnızlıktan kaçarak uyuşturucu maddelere sığınıyorlarsa eğer adları hazır, tinerci. Korkarız onlardan. Koca koca profesörlerimiz, ünlü şanlı haber sunucularımız ve bazen güvenlik sorumlularımız bizi uyarırlar, “aman onlara direnmeyin, verin bir lira onları başınıza bela etmeyin. “ Oysa bu çocuklar nelerden korkuyorlar bir düşünelim. Bu çocuklar üstleri kirlendiği için kendilerine kızacak olan annelerinden korkan çocuklar değil. Bu çocukların akşam yemeğini kaçırdıkları için kendilerine kızacak babaları da yok. Bunlar eskinin haşarı, yaramaz sokak çocukları değiller. Ulusça, devletçe sokaklara terkettiğimiz, çetelerin merhametine teslim ettiğimiz çocuklar bunlar. Korkarım onları birgün kulaklarındaküçük plakalarla dolaşırken de görebiliriz !

Ülkemizin deprem kuşağında olduğunu bilmeyen yok. Deprem dedemiz sayesinde depremle yaşamayı da öğrendik. Depremde yıkılan evlerinden sağ çıkan çocuklar okula geçici barakalardan gidip geliyorlardı. Şimdi o çocuklar askerliklerini tamamlamış olarak geçici barakalarına geri döndüler. Tam buna alışmıştık ki, yeni bir deprem oldu ve kurtulan ailelerin şanslı olanları bu sefer çadırlara mahkum oldu. Çadırların yetmemesine de alışabilirdik ama yanan çadırlardaki çocuk ölümlerine alışmamız mümkün değil. Farklı siyasal görüşlerin birbirleriyle yaptıkları iktidar kavgasında herşeyin alet edilmesi görülmemiş şey değil. Ulusal duygular, dini hassasiyetler gibi. Ama bu kavganın çocukların eğitim hayatını çok kötü etkilediğini artık görmek zorundayız. Çocuklara okuma, sorgulama, bilgi sahibi olma,örgütlenme ve sağlam bir düşünceyle karşı durma alışkanlıkları kazandırmalıyız. Onların kendilerini tanımalarına, bir birey olarak toplumda kabul görmelerine fırsat vermeli, onların her girişiminden gereksiz korkular yaratmamalıyız.

Çocuğun olduğu yerde hayat var demektir ve devam edecektir de. Soğuk ölümü gözardı edersek, insan yaşamının en demokratik varlığıdır çocuk. Her ırktan, her sınıftan insan çocuk sahibi olabilir çünkü. Ve o çocuklar birbirlerine dünyalar kadar uzak coğrafyalarda doğmuş olsalar bile, ilginçtir aynı oyunları oynarlar, biribirlerinden habersiz. Gökyüzüne bakmakta olan her çocuk aynı sevimliliktedir. Herşeyden ama herşeyden bir oyun çıkarabildikleri gibi, her an herşeyden mutluluk da çıkartır çocuklar, dünyanın heryerinde…

Demokrasi çocuk gibidir. Heran gülümser insana, pek sevimlidir. Ona verdiğin emeğin karşılığını fazlasıyla geri alırsın. Ve aynan gibidir de senin, dışardan bakan herkes seni onda görür, eksiksiz. Kolaydır bir yönüyle onu büyütmek, geliştirmek. En büyük sermayen sevgindir çünkü.

Peki, hangi demokrasi?

İyi demokrasi ve Kötü demokrasi.Platon demokrasiyi,” İyi hükümetlerin en kötüsü, kötü hükümetlerin en iyisidir.” diye tanımlamıştır. Bu durum bir iyi bir de kötü demokrasi olduğunu göstermez. Ancak bir iyi bir de kötü demokrasi uygulaması vardır. Demokrasi de içi boşaltılan kavramlardan biri, Çünkü kötü demokraside adalet bilincinin adeta yok sayılıp yerini yalnızca eşitliğe bırakır. Peki, eşitlik demokrasiyi de beraberinde getirir mi? Bu sorunun cevabı basit tabii ki getirmez bunu kısa bir örnekle açıklamak gerekirse;

Bizim 3 elmamız var diyelim, İyi demokraside; 5 yaşındaki kız 1 elma yer, 30 yaşındaki adam 2 elma yer böylece ikisinin de karnı eş olarak doyar. Ancak kötü demokraside; 2si de 1,5 elma yer, kızın fazla yemekten karnı ağrır adam ise aç kalır. Bu her ne kadar adaletli olmasa da eşitlik kavramının var olduğu bir durumdur. Yani eşitlik kavramı her zaman demokrasiyi getirmez. Bir tane bile daha fazla oy aldığın zaman haklı mısındır her zaman? Tabiki hayır.

Bir çoğumuz, demokrasi çoğunluğun dediği şeydir diye biliriz, o çoğunluğun ne dediğinin neyaptığının, yanılıp yanılmadığının hiçbir önemi yoktur ve bu tanımlamada çoğunluk olmamıza  rağmen aklımızdaki bu yanlış demokrasi kavramıyla yanılmış oluruz.

Fakat demorakasi sanıldığı, uygulanamadığı kadar kötü bir rejim değildir. ‘’Peki demokrasi nedir?’’ Diye sorduğunuzu duyar gibiyim ama daha öncesinde şu soruyu sormalıyız kendimize; ‘’Peki demokrasi ne değildir?’’

Demokrasi %51’in koşulsuz şartsız haklı olması değildir elbet. Demokrasi güçlünün konuştuğu diğerlerinin dinlediği bir plartform da değildir. Demokrasi; uygar dünyanın tüm vatandaşlarına, insanlık doğası gereği eşit fırsat tanımak ve her bireyin insalık potansiyelini açığa çıkartmak üzere kurulu ideal bir rejimdir. Ancak ideal olanın yapısı gereği hiç bir zaman nesnel dünyada gerçek karşılığını bulamamaktadır. Ve üstelik demokrasi gibi kavramları doğru anlamak için en uygun dönem çocukluk dönemidir.

Fakat toplum böyle düşünmüyor olacak ki çocuk en iyi ihtimalle yarı insan sayıldığından, demokrasiye aktif olarak katılamıyor, söz sahibi olamıyor, fikri sorulmuyor. 18 yaşına girdiği gün, 1 gecede deniliyor ki “Artık sen de uygar dünyanın aktif bir vatandaşısın.” Çocuk 18 sene boyunca bu fikre fiziken hazırlansa da zihnen hazırlanamıyor. Demokrasiyle ilk temasında ona nasıl dokunacağını, eline geçen hakla ne yapacağını bilemiyor, insan demokrasiye çocuk yaşta hazırlanmalı oysa. Zira demokrasi bilinci olmayan bir bireyin oyu, demokrasi bilinci olan bireye nicelik olarak eşit olsa da nitelik yani kalite açısından eş değil, bu nedenle bu bilinç bireye erken dönemde verilmeli.

Demokrasi uygar dünyanın bir gereği çünkü özünde eşitlik ve adalet duygularını barındırıyor. Doğal halinde insan ne kendini ne de dünyayı tanıyor. Ancak Rousseau’nun da “İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı” kitabında da belirttiği gibi;

  • Uygarlık insanın kendini keşfedip ötekinin varlığını fark etmesiyle başlıyor
  • Ötekinin varlığını fark eden insan, empati kuruyor
  • Ötekini kendini tanıyarak anlıyor
  • Kendine eş tutarak ötekini ve dünyayı tanıyor ve uygarlığı beraberce kuruyorlar.

Uygarlık tek bir kimsenin değil, insanlığın ortak atasının ürünüdür demokrasi fikri de işte buradan çıkıyor. Ötekini tanımak, empati kurmak ve kendinle eşit olduğunun, aynı olmadığının bilincine varmak…

Barış Yurdagül

Özel Beykent Sosyal Bilimler Lisesi

3.sınıf öğrencisi

@barisyurdagul

By Ezgi
Merhaba! Ben Ezgi! Çocuklarda düşünce gelişimi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Türkiye, Fransa ve Belçika’da sanat atölyeleri, çocuk gelişim merkezleri ve kültür vakıflarında asistan, eğitmen, danışman ve atölye lideri olarak görev aldım. 6 aydan 13 yaşa kadar olan çocuklarla oyun, sanat, bilim, kültür, felsefe ve yemek pişirme atölyeleri düzenledim. Ulusal ve uluslararası kültür, sanat, edebiyat ve sosyal bilimler dergilerinde yazarlık, çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük görevlerinde bulundum. Şu anda profesyonel hayatımı reklamcı olarak sürdürüyorum. Çocuklarla ve büyüklerle yaptığım çalışmaları ise birbirine çok benzetiyorum çünkü ikisinde de adeta dünyayı yeni baştan yaratıyoruz! Bu blogda edindiğim tecrübeleri paylaşarak sizlere yeni fikirler vermeye çalışacağım. Yazdıklarımın bir çocuk gelişimcisi, pedagog,tıp uzmanı yahut anaokulu öğretmeninden ziyade bir çocuk felsefecisinin çocukta düşünce gelişime dair hayat ve oyun fikirleri olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Herhangi bir kimseye faydası olması dileğiyle, Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>