ÇOCUKLARLA NEDEN FELSEFE YAPILSIN?

ÇOCUKLARLA NEDEN FELSEFE YAPILSIN?
User Rating: 0 (0 votes)

Çocuklarla neden felsefe yapılsın sorusuna cevap verebilmek için öncelikle çocuğun neye mağruz kaldığını bilmek gerekir. Buradan hareketle hareketle çocuğun gerçekliğini ve çocuğun mağruz kaldığını incelemeye bedeninden başlayabiliriz. Düşünelim.

Bedenlerimiz başlı başına, sihirli bir dans pisti. Nereye gitsek bizimle geliyor. İstediğimiz yerde kollarımızı havaya kaldırabiliriz, yürüyebiliriz, koşabiliriz, adım atabiliriz… Dans etmeyi öğrenmek için salonlara gitmeye de gerek yok. Bedenimizi her yerde,istediğimiz gibi ve bedelsizce kullanmakta özgürüz, çünkü bedenlerimiz bize ait…

Bedenlerimiz ayrıca kocaman bir orkestra. Parmaklarımızı şaklatıyoruz ses geliyor, ellerimizi birbirine çarpıyoruz ses geliyor, ayaklarımızı yere çarpıyoruz ses geliyor, göğsümüze, karnımıza vuruyoruz yine ses… Çocuk bedeninin heyecanını keşfederken kendinin sosyal bir varlık olduğunu, bir toplum içinde yer bulduğunu da keşfediyor. Ancak toplum çocuğun ellerini kollarını nereye koyacağına, nerede nasıl davranacağına ve ne zaman ne kadar ses çıkartabileceğine dahi yön veriyor. Bu durumda çocuğun felsefeye her zamankinden daha fazla ihtiyacı oluyor. Çocuğun neden felsefeye ihtiyacı olduğu sorusunu en azından iki türlü anlamak mümkündür. Bunlardan ilki çocuğun felsefeye muhtaç olup olmadığı diğeriyse çocuğun felsefeyle ne yapacağıdır.

Çocuk felsefeye muhtaçtır çünkü ancak felsefeyle gerçekliğini yaratır. Örneğin çocuk bedeninin sınırı içindeki hareket ve eylem sınırsızlığını öğrenebileceği bir yaşta toplum kuralları gereği bu bilgiden uzaklaşırsa kendi gerçekliğini kendisi yaratamaz. Aksine mağruz kaldığı şeyi kabul etmek zorunda kalır. Bedenini kullanmayı dahi bütünüyle bir başka kimseden öğrenir. Ancak buradaki kasıt bedenini hareket kabiliyetinden ziyade bedenini nasıl kullanması gerekliliğidir. Oysa bedeninin bütünüyle ve yalnızca kendisine ait olduğu bilinci, beden bütünlüğü, cinsel istismar ve tacize karşı sessiz kalmamak gerekliliği ve daha pek çok şey bir kimseye ancak çocukluğunda öğretilebilir. İşte bu sahiplik kavramı basit ve yalın olsa da bunun kavranması çok kolay değildir. Felsefe bu noktada çocuğun muhakemesi arttırarak ona bu kavrayış sürecinde destek verebilir.

Çocuğun felsefeyi kullanışı çocuğun bedeniyle olan ilişkisiyle de sınırlı değildir. Ancak bu en öncelikli konulardan birisidir. Çünkü çocuk felsefeyle birlikte önce kendisini ardından dünyayı tanır ve kendisini dünya içinde konumlandırır.

İnsanın bedeniyle olan ilişkisinden bahsederken olabildiğince heyecan verici ve olabildiğince hareketli bir tablo çizmeye çalışıyorum. Ancak bu tablo bu metni okuyan herhangi bir yetişkine oldukça uzak olabilir. Çünkü düşünüyorum ki, insanlar bedenlerini kullanmayı en iyi çocukken öğreniyorlar ancak bunu yetişkinlerin tesiriyle öğrendikleri hızda da unutuyorlar. Bedenini tanıyamayan çocuk beden içinde yer bulan zihnini de bir parça eksikli anlayabilir. Kendisine dışarıdan dayatılan kurallar bütününe karşın çocuk ancak ve ancak felsefeyle birlikte karşı durabilir.

Fikrimce, çocuk içinde her türlü şekillenme potansiyeli taşıyan bir hamur gibidir. Felsefe ise çocuğa kendi kendisini şekillendirebilme iradesi ve aynı zamanda onu şekillendirmek isteyecek bir ele karşı direnme gücü verebilir. Sadece bu potansiyel bile çocuklarla felsefe yapmak için yeterince kuvvetli bir sebeptir.

Not: Fotoğraflar Fransa Souvigny’de 2009 yılında 4-7 ve 8-13 yaş grubu çocuklarla düzenlediğim felsefe atölyelerinde çekilmiştir.

 

By Ezgi
Merhaba! Ben Ezgi! Çocuklarda düşünce gelişimi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Türkiye, Fransa ve Belçika’da sanat atölyeleri, çocuk gelişim merkezleri ve kültür vakıflarında asistan, eğitmen, danışman ve atölye lideri olarak görev aldım. 6 aydan 13 yaşa kadar olan çocuklarla oyun, sanat, bilim, kültür, felsefe ve yemek pişirme atölyeleri düzenledim. Ulusal ve uluslararası kültür, sanat, edebiyat ve sosyal bilimler dergilerinde yazarlık, çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük görevlerinde bulundum. Şu anda profesyonel hayatımı reklamcı olarak sürdürüyorum. Çocuklarla ve büyüklerle yaptığım çalışmaları ise birbirine çok benzetiyorum çünkü ikisinde de adeta dünyayı yeni baştan yaratıyoruz! Bu blogda edindiğim tecrübeleri paylaşarak sizlere yeni fikirler vermeye çalışacağım. Yazdıklarımın bir çocuk gelişimcisi, pedagog,tıp uzmanı yahut anaokulu öğretmeninden ziyade bir çocuk felsefecisinin çocukta düşünce gelişime dair hayat ve oyun fikirleri olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Herhangi bir kimseye faydası olması dileğiyle, Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>