OKULLAR YARATICILIĞI ÖLDÜRÜYOR MU?

OKULLAR YARATICILIĞI ÖLDÜRÜYOR MU?
User Rating: 0 (0 votes)

Okullar yaratıcılığı öldürüyor olabilir mi?

Eğitim çeşitli türlere ayrılıyor. Bu ayrımlar ekollere göre değişebilir. Ancak temel olarak formal ve informal ayrımı bana isabetli geliyor. Formal eğitim önceden planlanmış, başlangıç ve bitiş hedefleri konmuş eğitimlere verilen ad. Milli eğitimler, kurslar, üzeriden deneme yaptığınız ve yapabileceğiniz muhtemel okullar hep bunlara dahil. Formal eğitimde en iyi ihtimalle bir demokratik eğitim anlayışı belirleniyor. Bir müfredat var. (Yazılı yahut zihinlerde) Eğitime katılan çoğunluğun genel ihtiyaçları ve faydaları gözetilerek süreç ilerliyor.

İnformal eğitimse plansız,kendiliğinden gelişen öğrenme süreçlerine verilen ad. Bu ailede,sokakta,grup içinde yahut kişinin kendiyle kaldığı herhangi bir yerde olabilir. Aracısıdır. Herhangi bir öğretme kaygısı güdülmeksizin kişi kendisi etrafındaki imgelerden, düşüncelerden kendine uygunlarını seçer ve öğrenir.

Formal yöntem için eğitim, informal yöntem için öğrenme süreci dediğimi vurgulamak isterim.

Şahsi fikrimi sorarsanız formal yöntemler bireyin özgürlüğünü hiçe sayıyor. Demokratik olması bakımından da kişileri tektipleştiriyor. Her kimsenin potansiyeli, ihtiyacı, hayattan duyduğu zevk birbirinden çok farklı. Dolayısıyla hayattan beklentisi ve almak istedikleri de öyle. 10 farklı, 20 farklı insanı bir odaya toplayıp hepsine aynı şeyleri öğretmeye çalışmak fikri bana çok korkunç geliyor.

5 yaşına değin bir çocuğun zihni en hızlı,en aktif biçimde çalışıyor. Eğer bu süreçte bir çocuğu gününün en verimli, en enerji dolu zamanlarında herhangi diğer 10 çocukla birlikte bir yere kapatırsak ve bir şey öğretme çabasına girersek çocuğun gelişimine büyük bir set çekmiş oluruz. Oysa çocuk kendiliğinden, doğal olarak devamlı bir şeyler öğreniyor. Bir çocuğu bu en kıymetli yaş aralığında herhangi bir sınıfa yerleştirmektense, seçimlerimizde özen gösterip çocuğa onu bireyliğinin farkına vardıracak, zorunlu olarak değil istemli olarak çocuğu sosyalleştirecek fırsatlar sunmak çok daha önemli.

Sir Ken Robinson’un konuşması eminim ki hepimiz için ilham verici olacaktır.



By Ezgi
Merhaba! Ben Ezgi! Çocuklarda düşünce gelişimi üzerine çalışmalar yapmaktayım. Türkiye, Fransa ve Belçika’da sanat atölyeleri, çocuk gelişim merkezleri ve kültür vakıflarında asistan, eğitmen, danışman ve atölye lideri olarak görev aldım. 6 aydan 13 yaşa kadar olan çocuklarla oyun, sanat, bilim, kültür, felsefe ve yemek pişirme atölyeleri düzenledim. Ulusal ve uluslararası kültür, sanat, edebiyat ve sosyal bilimler dergilerinde yazarlık, çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük görevlerinde bulundum. Şu anda profesyonel hayatımı reklamcı olarak sürdürüyorum. Çocuklarla ve büyüklerle yaptığım çalışmaları ise birbirine çok benzetiyorum çünkü ikisinde de adeta dünyayı yeni baştan yaratıyoruz! Bu blogda edindiğim tecrübeleri paylaşarak sizlere yeni fikirler vermeye çalışacağım. Yazdıklarımın bir çocuk gelişimcisi, pedagog,tıp uzmanı yahut anaokulu öğretmeninden ziyade bir çocuk felsefecisinin çocukta düşünce gelişime dair hayat ve oyun fikirleri olarak değerlendirilmesi daha doğru olur. Herhangi bir kimseye faydası olması dileğiyle, Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>